TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 224.192
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.809
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.917
Zeynep DAĞDEVİRENOĞLU

VELİ MİYİM? DELİ MİYİM?

Altıncı senedir, okullar açılınca beni alıyor bir sinir, stres sormayın gitsin. Sanki öğrenci olan benim. Hadi öğrenci olsam “yaşasın arkadaşlarımı göreceğim” diye sevinirim en azından. Durumum fena. Senelerce öğrencilerin kılık..

VELİ MİYİM? DELİ MİYİM?

Altıncı senedir, okullar açılınca beni alıyor bir sinir, stres sormayın gitsin. Sanki öğrenci olan benim. Hadi öğrenci olsam “yaşasın arkadaşlarımı göreceğim” diye sevinirim en azından. Durumum fena. Senelerce öğrencilerin kılık kıyafetiyle, saçıyla başıyla, derslerinden daha çok ilgilenmiş bir grup yöneticinin olduğu okulun öğrencisiydim. Ne kadar düzgün olursanız olun, onların gözünde kıyafetinizde illa ki bir kusur olurdu. Ama benim derslerim iyi, ne olur ki kurdelemin çözüldüğünü fark etmediysem? Ama ben hiç okula geç kalmadım ki, hırkamdaki armanın ne zararı var? Neyse, bendeki travma büyük. Dolayısıyla veli olarak dahi herhangi bir okuldan içeri girdiğimde, önce üstümü başımı kontrol ediyorum. Panik atak eşiğinde okul koridorunda yürüyorum. Çocuğumun sınıfını bulup sırasına oturup, başlıyorum öğretmeni beklemeye. Diğerleri kendi aralarında konuşuyor, çocuklarının ne kadar süper, ne kadar akıllı olduğunu birbirlerine anlatıyorlar. Aniden kapı açılıyor, öğretmen sınıfa giriyor. Bende bir dürtü, “ayağa kalk”. Ama öğrenci değilim ki, kendimi tutuyorum, efendi bir şekilde sırada oturmaya devam ediyorum. Diğerleri hala konuşuyor, bende yine bir dürtü “şişştt susun” demem lazım, diyemiyorum. Neyse toplantı başlıyor. Maksat çocuklarımızın ders durumlarını, hal ve gidişlerini öğrenmek. Bazen çocuklardan eve yanlış aksettirilen durumları açıklığa kavuşturmak.

Bu yıl oğlum 6. sınıfta. Geçen beş yıl içinde bu toplantılarda başıma gelen bir iki olayı anlatmadan duramayacağım. Çocuk okutanların ortak derdi fazla gelen ödevler. Kendi aramızda konuşurken, bazen masa başında birlikte ağladığımızı, bazen ödevin zorluğundan dolayı bir türlü yapamadığımızı, zamanın yetmediğini falan söylüyoruz. Ama bu sadece kendi aramızda. Öğretmenle konuşurken, bir bakıyorum 30 kişilik sınıfın 29 öğrencisi de hiç sıkıntı olmadan, hatta daha servisteyken ödevini bitiriyor. O kalan bir kişi benim çocuk. Yok, mümkün değil, serviste falan bitmez o ödevler. Sonra bakıyorum, diyorlar ki, “ay hocam biraz arttırın ödevleri”. Ben oturduğum yerde içimden çığlıklar atıyorum “n’ayır n’olamaz”. Daha çok ödev olursa çocuğu klonlamam lazım, tek başına mümkün değil yetiştiremez. Sonra konu dönüyor, dolaşıyor, yine diğer çocukların ne kadar süper zekalı olduğuna, her şeyi bildiklerine falan. Düşünüyorum, yok benimki normal, öyle süper falan değil. Biraz uğraşıyorum, hani şöyle acayip bir özellik bulur muyum acaba? Yoo, normal çocuk işte. Kendine göre merakları olan, çocuk gibi davranan, bildiğin insan yavrusu. Toplantı bitince sırf merakımdan etraftaki diğer çocukları gözlemlemeye başlıyorum. Çünkü bende moral sıfır olmuş. Benim çocukta kesin bir problem var diye düşünmeye başlamışım. Bakıyorum bakıyorum, öyle dışarıdan görülen bir süperlik fark etmiyorum hiç birinde. Çaktırmadan bazılarına soruyorum, “falanca testi yaptın mı? Çok kolaydı değil mi?” “Yoo,” diyor çocuk, “sadece iki soru yapabildim, acayip zordu”. Ama demin bunun annesi neler demişti? Haydaa. Başka birine soruyorum, “nasıl gidiyor, kitap okuyor musun?”. Çocuk bana bir bakıyor “kitap okumayı sevmiyorum ki” diyor. Hani kitap yetişmiyordu buna? Biraz önce annesinin “çok efendi, büyümüş de küçülmüş” olarak bahsettiği üstüme tükürüyor. Diğeri yanımdan geçerken arkadaşına bir küfür savuruyor, ben küfrün şiddetiyle başımı kapıya çarpıyorum.

Neyse insanoğlunu anlamak zor. Ben kafamda soru işaretlerimle kendi yolumda gidiyorum. Ama bitmiyor ki. Geçen sene 5. sınıfta şansımıza öyle bir okul denk geldi ki evlere şenlik. Bir yarı yıl içinde 11 disiplin vakası oldu ve bunların 3’ü çocuk şubeye sevk edildi. Bu kadarını söylemek yeterli olsa gerek. Sistem adrese dayalı olunca alamadık da çocuğu. Ama fena da olmadı, çocuk kendini korumayı, hayatta kalmayı falan öğrendi. Bir nevi “survivor” yani. Bir ara oğlum “anne falanca öğretmen saç çekiyor hep” demeye başladı. Sonra baktım ki, benimkinin de saçını çekiyor. Bir diğeri derste sınıfın arka tarafına geçip akıllı telefonuyla sosyal medyada sörf halinde. Çocuklar da kendi halinde. Veli toplantısına denk geldi, bende yine bir stres, panik atak başlangıcı gittim okula. Kimse benim çocuğuma dokunamaz, açıklama istiyorum. Sınıfa girince benden önce gelmiş bir veli olduğunu gördüm. “Nasılsınız? kimin annesisiniz” falan sordum. Sonra konuya girdim. Maksadım yandaşım olsun, “aa” desin o da, “ne demek saç çekmek?” ya da “biz buraya çocuklarımız bir şeyler öğrensin diye yolluyoruz, öğretmen nasıl telefonuyla oynar?” Bu velideki konu şuydu, “bak şu sınıfın, perdelerin pisliğine. Bir çamaşır suyuyla siler insan şu yerleri. Bu sınıfta çocuklarımız tabi hasta olur”. Hadi bakalım, benimki hiç hasta olmadı o konu ayrı, çamaşır suyu ne alaka? Ben yine kendi konuma dönmeye çalışıyorum, olmuyor. Çamaşır suyu gündem maddesi olacak belli. Benden istediği beyazlatma etkisini alamayınca yanına oturan bir diğerine başladı çamaşır suyu ve etkilerini anlatmaya.

Saç çekme konusu mu? Sınıf öğretmenine anlattım, aldığım cevap “çocuk bir şey yapmıştır belki” oldu. Verdiğim cevap “bir şey yapmadığını söylüyor, keza yapsa bile, kimse benim çocuğuma dokunamaz”. ”İlgilenirim” diyor öğretmen. Arkadan başka çocukların sorunları, velilerin talepleri. İki veli “hocam size bırakıyorum, dövebilirsiniz” dedi. Sonrasını hatırlamıyorum, kendime geldiğimde bir şekilde eve gelmiştim.

Bu sene mi? Yine yepyeni bir ortama girdik. Farklı bir okul seçtim. Gördüğüm kadarıyla veliler arasında görüş farkı pek yok, çoğumuz kafa dengi gibiyiz. Okul fobim de biraz geçer gibi oldu, çünkü okula değil de sanki bir otel lobisine girer gibi hissediyorum kendimi her defasında. Çocuk geçen seneden edindiği hayatta kalma deneyimiyle oldukça rahat etti. Bazı velilerle bir grubumuz var telefon üzerinden, hayret ediyorum ki, ödevlerin çokluğu ya da anlaşılır olup olmadığı konusunda dertlerimiz aynı anda aynı şekilde oluyor. Ben mutluyum şimdilik, çocuğum da öyle. Günün birinde ülkemin her köşesinde, eğitim ve öğretimin, sağlık hizmetlerinin ve en önemlisi yaşam koşullarının eşit olması dileklerimle…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL