TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 204.637
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 11.472
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 236
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 38.814
Uncategorized

TERMİK SANTRAL TEPKİSİ SÜRÜYOR.

YALOVA halkının yakından tanıdığı toplumsal ve çevresel olaylar karşısında en büyük tepkiyi koyan, akıl almaz hukuk mücadelesi vererek büyük başarı kazanan Avukat Ayşe Aydemir,Atakent Gazetesi Editörleri Çağatay Köse ve Özgür..

TERMİK SANTRAL TEPKİSİ SÜRÜYOR.

YALOVA halkının yakından tanıdığı toplumsal ve çevresel olaylar karşısında en büyük tepkiyi koyan, akıl almaz hukuk mücadelesi vererek büyük başarı kazanan Avukat Ayşe Aydemir,Atakent Gazetesi Editörleri Çağatay Köse ve Özgür Yıldız’a oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.  AKSA fabrikası tarafından Taşköprü’de kuracağı kömürle çalışan Termik Santralın, bölgede tarım alanlarının, meyve bahçelerinin, hayvanların tamamen yok olacağını, insanların zaman içinde çeşitli hastalıklarla karşılaşacağını belirterek, özellikle seçilmişlerin, Milletvekillerinin, Parti İl Başkanlarının,Odaların, Sivil Toplum Örgütlerinin ve halkın duyarlı olması gerektiğini, tepkilerini çeşitli platformlarda dile getirmelerini istedi..TÜRKİYE’deki Termik Santralarla bir yenisi daha ekleniyor..AKKÖK Şirketler Grubuna bağlı AKSA Akrilik Kimya Sanayi, enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Yalova Taşköprü’ye kömürle çalışan Termik Santral kuruyor.. 100 megavat gücünde olması öngörülen Termik Santral için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışmalarına başlandı. AKSA fabrikası Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan olumlu raporu alırsa Enerji Piyasası Danışma Kurulu’na (EPDK)’ya lisans başvurusunda bulunacak. Ancak Yalova halkı ve özellikle Taşköprü, Çiftlikköy ve Altınova’lılar kaygılı…YALOVA’nın Türkiye’de ikinci ‘yatağan’ olacağının altını çizen, ailesiyle birlikte yaşantısını Taşköprü Altınkum’da sürdüren Avukat Ayşe Aydemir, Milletvekillerini, siyasi partilerin il başkanlarını, odalar, dernekler, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini ve halkı duyarlı olmaya davet ederek, bu santralın kurulmaması gerektiğini söyledi.. Avukat Aydemir, tepkisini şöyle dileri getirdi:‘17 Ağustos  Marmara depreminden sonra AKSA fabrikasına karşı hukuk mücadelesi verdiğimi Yalova halkı çok iyi biliyor. Çok iyi bir mücadele verdik ve kazanan biz olduk. Termik santral konusun dada aynı hassasiyetimi kaybetmeden yola devam edeceğim. Tek başıma kalsam da var olacağım, olmaya devam edeceğim. Ben çevre dostuyum. Yaşama hakkımızı kimse elimizden alamaz. Bu konuya göz yuman herkes hakkında suç duyurusunda bulunuyorum’ diye konuştu..‘VALİLİKTEN Belediye Başkanlarına, İl Özel İdaresinden İl Genel Meclisi Üyelerine, Sağlık Müdürlüğü’nden Yalova halkına kısaca AKSA’nın yaşam hakkımıza ihlal etmesi konusuna sessiz kalan, göz yuman herkesi Anayasanın 56. maddesi gereği, ceza kanununun 2. maddesi gereği, çevre kanununun bütün hükümleri gereğinden dolayı Yalova  Cumhuriyet Başsavcısına suç duyurusunda bulunduğunu’ belirten Av Ayşe Aydemir, şunları söyledi:‘ÜLKE yönetimi AKSA’nın yanındaysa hukuk da bizim yanımızda. Dik duruşumuzdan taviz vermeden onurumuz için yaşama hakkımız için en önemlisi gelecek nesillerimizin sağlığı için Termik santrale hayır diyeceğiz. 1997 yılından beri Yalova’da yaşıyorum. 1997 den 2009’a AKSA fabrikasıyla ilgili hukuk savaşı veriyorum.Yalova’ya  22–11–1997 yerleştim. o  tarihten beri aksanın  çevreye bıraktığı kirli hava ile mücadele ettim. AKSA’nın bacasından çıkan ama buhar ama hava kirliliği o bölgedeki yaşam hakkımızı sık sık ihlal ediyordu.  Halk yalnız bırakılıyordu. Telefon açıyorduk bakın şuanda nefes alamaz hale geldik, bunu kim önleyecek diye, telefonda bize verilen cevap şu; ‘sabredin rüzgâr birazdan Altınova tarafına esecek . En geç yarım saat sonra o kokuyu almayacaksınız’ Peki Altınova tarafında oturan komşularımız insan değimli? o taraftaki canlıların yaşama hakkı yok mu, yani aldıkları en büyük tedbir buydu. Sözüm ona dünyanın en büyük entegre tesis olduklarını iddia ediyorlar, Türkiye’de tek olduklarını iddia ediyorlar ama aldıkları tedbir bizim nefes alma hakkımıza karşılık; ‘merak etmeyin sabredin rüzgar 15 dakika içinde Altınova tarafına esecek. Bununla çok mücadele verdim ama o zaman sesimiz hiç duyurulmadı.’ Gün Geldi Marmara depremi  AKSA’nın üç siyanür tankı patladı.  Bu üç siyanür tankı şu ana kadar bütün dünyada toplam, bilmeden kazaile veya üretim sırasında dünyadaki bütün siyanür kullanılan firmaların toplamının üstünde bir rakam. AKSA o zamanlarda yani  17 Ağustos sonrası halk sigortaya verdikleri dilekçede  bizim 149 bin ton  siyanürümüz kaybolmuştur bunun ödenmesi için talepte bulunuyor. Ama biz dava açtıktan sonra yazılı olarak bize oradan verilen bilgi AKSA’nın kâğıt üstünde tespit edebildikleri o üç tankta toplam 7 bin ton litre siyanür  varmış o açığa çıkmış, havaya denize suya toprağa karışmış onun karşılığında da 2 trilyona yakın  para almışlar sigortadan. Neydi bu peki? Bu kadar büyük bir firma 2 trilyonu aldı demek ki sigortalıymış ki kendi zararları. 2 trilyonu aldı peki bu kadar açığa çıkan denizimize havamıza toprağımıza sirayet eden bu 7 bin ton litrelik siyanür nereye gitti? Bunu bizler soluduk, doğa soludu ve bana göre de hala yer altı sularımızda mevcut olduğuna inanıyorum. Çünkü bu bölgede köklü ağaçlar 10 yılı geçmiyor kurumaya başlıyor. Kök salarken yer altı suyuna değdiğinde siyanürden dolayı bu ağaçlarımız kuruyor. ŞİMDİ Yalova’nın doğusu denen bölgede köklü ağaçları söküp köksüz kivi gibi ürün alabilecekleri ağaçlar dikiliyor. Dolayısıyla Yalova’nın beslenme zincirini bile değiştiren nefes alma hakkını bir haşere gibi ihlal edip bize alıştırdılar, bu kokuya da alıştırdılar. En önemlisi 17 Ağustos 1999 depreminden sonra yine AKSA’ya karşı açtığımız davalarda çevremizde kanserin yayılacağına bunun da istatistik yoluyla takip edildiğini bu istatistiki belgeleri Yalova Sağlık İl Müdürlüğünden kanser Dairesi dalından istenmesi 2001 yılında gelen en son  kayıtla Yalova’da kanser patlaması %80 i bulmuştur. 1997’de başladı gözünüzün önüne getirin 2001 yılında grafiklere göre %80lik kanser patlaması var Yalova genelinde. Gelen istatistik bilgilerinde ne var biliyor musunuz? 1997’den 2001 yılına kadar Taşköprü’de sadece bir kişi kanserden ölmüş gösteriliyor. Demek ki kayıtlarda da hukuka aykırı bir beyan var. Bunun da takipçisi olduk İl Sağlık Müdürlüğü’nden yazı istedik. 2001 yılından sonraki kanser tutanaklarını istedik. Durdurulduğunu öğrendik. 1997 yılında çıkan kanser takip formu zorunluluğu getirilmiştir. Bu görevi yapmayan her Sağlık Müdürlüğü’ne yapmadığı ispatlandığında veya bir kurum zarar görecek diye yanlış tutanak tuttuğu tespit edilirse en az 6 ay hapis cezası 6 ay görevden men cezası var. Buna rağmen bu defalarca basında da çıktı ama 2001 yılından itibaren şuanda Yalova’da bağırsak kurdu takip ediliyor, formu dağıtılıyor ama kanser formu dağıtılmıyor. Neden peki kanser olayındaki patlamanın örtbas edilmesi için’ dedi.Av Aydemir sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Diyeceğim şudur ki; özellikle 1999 depreminden sonra %80 kanser patlaması vardır. Bu Yalova genelinde ama AKSA çevresindeki köylerin imamlarına sorun onların  tuttuğu kayıtlara bakın %87si Taşköprü’nün kanser vakasından ölmüştür. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde hele bir de termik santral kurulursa bu fark daha da fırlayacaktır. Bu bilimsel olarak kabul edilmiştir. Kiyoto sözleşmesindeki 125 ülkenin imza attığı hatta şu anda bizim de taraf olduğumuz ve yavaş yavaş Amerika’nın da Çin’in de bu gerçeği kabul edip Kiyoto sözleşmesinin altına imza atıp havaya bırakılacak karbondioksit salımlarının kontrol altına alınması bunun da en başında kömürle çalışan termik santrallerin geldiği bu sebeple termik santrallerin hiç kurulmaması gerektiğine dair Kiyoto sözleşmesinde madde vardır. Ülkemiz AB’ye girmek istiyor. AB kriterlerinde de şart koşulacak kömür salımıyla elektrik üreten bütün santraller kapatılsın diyecek.YALOVA  halkının onurunu korku satın almıştır. Onuru korku yoluyla baskı altına alınan insanlar hayatını da kaybetmeye mahkûmdur, Yalova’yı da kaybetmeye mahkûmdurlar, ülkesini de kaybetmeye mahkûmdur. Yalova’da çok onurlu insanlar var. Onuruna yaşama hakkına sahip çıkanlar var. Bu insanların güç birliği yapması şart. Güç birliği 17 Ağustos 1999 depreminde sağlanamadı. Ve bizim yaşama hakkımıza tecavüz edenler daha da cesaretlendi. Bizim gibi düşünenler onurlu insanlar bu konuyla ilgili mücadele verdiği sürece AKSA’nın termik santral projesini durdurabiliriz. Kalkavan gitti  Adapazarı Karasu’da halktan gizleyerek termik santral kurmaya çalıştılar. İnşaatı bitmek üzereyken halk bunu anladı Sakarya ayağa kalktı. Açamazsınız burası tehlikeli yaşama hakkımızı elimizden alamazsınız. Ne oldu açamadılar, işletmeye hala geçemediler. Halk ne zaman sessiz kalırsa o zaman açacaklardır. Bu termik santralin çevreye vereceği zarar AKSA’nın vereceği zarardan daha fazla olacaktır. 40 senedir faaliyet gösteren AKSA fabrikası şuana kadar kimyasal atıklarını nerede yok etmiştir? Kimse bilmiyor. Fakat biz biliyoruz. Oradan emekli olan arkadaşlarımız da bilgilerimizi doğruluyor. Bin ile iki bin arası varil kimyasal atığın toprağa gömdüklerini , bu alanın da üstünü helikopter pisti ve spor salonu olarak kullandıklarını bizzat oranın çalışanı söylemiştir.Biz bunu zamanında dönemin Çevre Bakanı Osman Pepe’ye kadar iletmiştik. Osman Pepe ‘oraya  termik santral yapılması hayali bile ahmaklıktır’ diyecek bir açıklama yaptı akabinde Osman Pepe’yi başka bir idareye vererek çevre bakanlığından aldılar. Şimdiki Çevre Bakanımız ise bu konuya uzaktan yakından hiç el atmıyor. Neden? Buradaki özel idareden, valilikten, belediyelerden gerek sessiz kalması gerek göz yummasıyla tıkır tıkır o kömür santralinin kurulma inşaatı devam ediyor. Ne yapacaklar ilk 5-10 yıl içinde biliyor musunuz? Kimyasal atık tanklarını çıkarıp tek tek kömürle beraber en önce onları yakacaklar. Kamuoyu böyle düşünüyor ve ben de böyle düşünenleri haklı buluyorum. Bugün Valilik bir ekip kursa çevre il müdürünü ve halkı da yanına alsa bahsedilen alanlara bir sabah kepçe ve dozerlerle gidilse o varillere şimdiden ulaşırız. O varillerin termik santral kurulmadan önce yakılmadan hukuka ve çevre kanununa uygun bir şekilde imha edilmesini istiyoruz.SUÇ duyurusunda bulunuyorum. Ceza kanununun 2. maddesi gereği, Anayasa’nın 56. maddesi gereği, çevre kanununun bütün hükümleri gereği gayrisıhhi müesseseler kanununun bütün hükümleri gereği görevini yapmayan bütün kamu yöneticileri atanmış ve seçilmişler hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Görevini yapmamak ve sessiz kalmak bir suça ortak olmaktır. Halk da görevini yapmıyor, halk için de suç duyurusunda bulunuyorum. Anayasanın 56. maddesine sahip çıkmayan halk için, yaşama hakkına sahip çıkmayan herkes için suç duyurusunda bulunuyorum.  Ceza kanununun 2. maddesine sahip çıkmayanı yurttaşlık görevini yapmayan herkes için suç duyurusunda bulunuyorum. Bunda ben de varsam çağırsınlar, yargılanayım, hatta hapis cezası versinler görevini yapmayan yurttaş diye. Ben içeride yatayım ama dışarıdakiler böyle bir görevinin olduğunu, kanundan doğan bir hakkın kullanılmaması nasıl ki suçluyu saklamak bir suçsa, suç aletlerini saklamak suçsa, suçluya göz yummak suçsa, suç işlerken gördüğün halde görmedim deyip saklanmak suçsa şuanda bu termik santral konusunda işlenecek bir suça sessiz kalan herkes hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.Bunları koruyan kollayan, kanuna aykırı şekilde bunlara yol veren bizim yaşama hakkımızın, çocuklarımızın, doğamızın, börtü böceğin yaşama hakkının ihlaline göz yuman herkesi suç ortağı ilan ediyorum. Suç duyurusunda bulunuyorum. Yeni gelen Başsavcımıza da saygı ve selamlarımı sunuyorum. Bu suç duyurumuzun dikkate alınmasını istiyorum. Sigara içmek suç değil mi? 19 Temmuz’da bu kanun yürürlüğe girdi. Nedir? Kapalı alanlarda sigara içemezsin. Niye? İçmeyen insanların yaşama hakkını tehdit ediyorsun. Doğru mu doğru. O halde bir termik santralin açığa bırakacağı kimyasal partiküller, kömür partikülleri sigaradan daha tehlikeli değil mi? Daha büyük suç değil mi? Bu dünyada enerji santrali kuranlar kadar bizim de yaşamaya hakkımız yok mu?Av. Ayşe AYDEMİR Suç Duyurusunda Bulunuyor… Bugün sigara içilen işletmelere ceza veriliyorsa,  kapalı alanlarda sigara içirilen işyerleri kapatılıyorsa, insanların yaşama hakları korunuyorsa, bu dünya da bizim çatımız, hepimizin burada yaşama hakkı var. Haklarımız Yalova’nın Valisine, Belediye Başkanına, il özel meclisi ekibine, belediye meclisi ekibine verilmişse bu insanlar bizim yaşama hakkımızı korumamışlarsa bugün onların hepsinin cezalandırılmasını istiyorum. Hem maddi hem cezai. Anayasanın 56. maddesi gereği ceza kanununun 2. maddesi gereği, çevre kanununun bütün hükümleri gereği yaşama hakkına sahip çıkmak hukuktan doğan bir haktır. Anayasanın doğal bir hakkıdır. Yaşama hakkına sahip çıkmak kanuna uygun bir çabadır. Bize emanet olan doğanın, denizin, ormanın, bir kestane ağacının, bir kara ağacın, bir arı kovanının, denizde yaşayan balıklarımızın, doğada yaşayan yaban hayatının haklarını korumuyorsak, sessiz kalıyorsak bizim hakkımızda da suç duyurusunda bulunuyorum. Ben de içinde olmak üzere hepimizin örnek olarak Yalova Adliyesinde savcılık tarafından ifadesi alınıp yargılanmasını talep ediyorum. Bu suç bugün işleniyor. Bu suçlular bugün cezalandırılmazlarsa yarın çok geç olacak zaman aşımına uğrayacak.’AYDEMİR, sözlerini şöyle noktaladı: ‘Sağlık İl Müdürlüğünden sorulmasını istiyorum. Her yıl her ay hatta her il Ankara Kanser Dairesi Başkanlığına mutlaka bilgi göndermek zorunda. Kanserle ilgili bütün formlar toplanıp dispanser ve hastanelerden kanserle ilgili bir iğne yapmış da olsa forma işleyip ne kanseri, cinsi ne çünkü bilimsel olarak buna yönelik önümüzdeki yıllarda büyük bir bilimsel araştırmanın  kaynağı olacak. Sen bugün yanıltırsan,  o formları doldurmazsan, bu da kanundan doğan bir suçsa kanunla düzenlenmişse sağlık müdürü de suç işliyor desem şimdi, suç duyurusunda bulunuyorum desem şimdi kim takipçisi olacak? Yalova Başsavcılığı’na saygıyla arz ediyorum. Sağlık Bakanlığının 1997 yılında çıkarttığı takibe konu olması mecburi hastalıkların takip edilmemesi halindeki yasal maddeleri neyi emrediyorsa buyurun sağlık il müdürlüğünü de çağıralım ifadesinin alınıp kanser formlarının ne zamandan beri dağıtmıyorlar, niye dağıtılmıyor, niye bu tutanaklar tutulmuyor, niye formlar Ankara’ya süresinde gönderilmiyor diye bunun soruşturmasının başlatılmasını istiyorum. Bu konuda eğer göz yuman varsa bu konunun takipçisi olması gereken valilikse niye olmadığının sorulmasını istiyorum. Bu bilgileri ellerine form dağıtıldığı halde doldurup dağıtmayanlar varsa ne için saklandığının araştırılmasını istiyorum. Saklanılmamışsa, farzet ki ben yurttaşım ben yanılıyorum veya yanıltıldım eğer bu takip formları düzenli olarak tutulmuş Ankara Kanser Dairesine gönderilmişse 1997’den 2009’a kadarki kanser dairesine gönderilen kanser istatistikleri dökümünü size vermelerini talep ediyorum. Başsavcılığımızın bu bilgilere ulaşmasını talep ediyorum.’  

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL