TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 354.385
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 21.747
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 192
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 22.284
Uncategorized

PANELE BÜYÜK İLGİ

Dün Yalova Barosu tarafından düzenlenen Boşanma Sebepleri Sonuçları ve Mal Rejimi konulu panel yoğun ilgi gördü. Açılıs konuşmasını yapan Baro Başkanı Cevdet Bekler;’ Toplumu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla hazırladığımız panel..

PANELE BÜYÜK İLGİ

Dün Yalova Barosu tarafından düzenlenen Boşanma Sebepleri Sonuçları ve Mal Rejimi konulu panel yoğun ilgi gördü. Açılıs konuşmasını yapan Baro Başkanı Cevdet Bekler;’ Toplumu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla hazırladığımız panel kadın haklarının bilinmesi ve kadınların üstünlüğüdür.Her kadın haklarını bilmesi gerek diyerek gelen herkese teşekkür ederim’dedi. Baro Başkanı Av. Cevdet Bekler ‘in Panel Açılış Konuşması Yalova barosunun üstlendiği önemli görevlerdenBirisi de hukuk ve insan hakları konusunda “toplumubilgilendirme ve bilinçlendirmek” tir tir. Bu bilinçle bu paneli hazırladık. Katılımcılar aile hukuku derneği başkanı ve öğretim üyesi sayın Doç.Dr. Şükran Şıpka’ya ve meslektaşım Sayın Yasemin Pasin’e şimdiden teşekkür ediyorum.Sayın konuklar bu tür gün ve toplantılar kadın haklarının kazanılmasında nereden başlandığını ve nerelere, nasıl gelindiğinin anlaşılması önemli. Anayasamızdaki birçok madde kadın-erkek eşitliği konusunda olup   “herkesin kanun önünde eşitliğinden” bahsetmektedir.   Ancak anayasa ve kanunlarımızdaki hükümleri uygulamada da herkesin ve dolayısıyla kadın ve erkeğin eşit olduğu anlamına gelmemektedir. Bizce sorulması gereken soru; herkesin anayasa ile kanunla verilmiş hakları eşit ve gerçekçi biçimde kullanılıp kullanılma değildir. Bu duruma örnek vermek gerekirse aile mahkemelerinin verdiği nafaka kararlarının tahsili zorluğu açıktır. Bu durum kadınlarımız için hukuki bir hak olsa da mahkeme kararıyla hüküm altına alınsa da geçimini temin için bağlanan nafakanın ödenmesi maalesef erkeğin inisiyatifine kalmaktadır. Dolayısıyla kanunlarda yazılı olsa da, mahkeme kararı olsa da Türkiye’nin şartlarından dolayı kadın hakkını alamamaktadır. İcra dairesi kapılarında, haciz sıraların- da, mahkeme koridorlarında hakkını alma uğraşına devam etmektedir. Oysa sosyal devlet ilkesi gereğince böyle bir durumda devletin ilgili tedbirleri alarak mahkemenin verdiği nafakayı kadına ödemesi ve erkekten devlet gücü kullanarak tahsil etmesi gerekmektedir. Bu konu ile ilgili olarak yasama organına ilgili müracaatları yapacağız.  Şu anda Türkiye’de karar mekanizmalarında maalesef yeteri kadar kadın bulunmamaktadır. Adli yargıda kadın hakim-savcı oranı yüzde 22.18. idari yargıda ise bu sayı oran yüzde 18. 3 bine yakın valinin görev yaptığı cumhuriyet tarihi boyunca ise, bu koltuğa oturabilen kadın sayısı 1 ve ülkemizde şu anda kadın vali yok, 81ilde 10 tane kadın vali yardımcısı, Türkiye’deki 1000’e yakın ilçemizin sadece14’ü kadın kaymakam. Üst düzey yöneticilerin yüzde 93’ü erkek, yüzde 7’si ise kadın. Türkiye’de bugüne kadar kadınlardan cumhurbaşkanı, TBMM başkanı, general, büyükşehir belediye başkanı, emniyet genel müdürü çıkmadı. Cumhuriyet tarihi boyunca 1590 bakandan da sadece 16’sı kadın Türkiye büyük millet meclisinde  % 4,4, yerel yönetimlerin temsil organlarında ise % 5 gibi son derece düşük oranda temsil edilmeleri kadın sorununun çarpıcı tablosu olarak sunulmaktadır. 81 ilin sadece 70’inde kadın sığınma evi mevcut ve sığınma evlerinin önemli bölümünün kapasiteleri ise yetersiz. Burada hemen belirtilmesi gereken konu gecikmesizin Yalova’da da “kadın sığınma evi’ oluşturulmasıdır. Şu andaki bu ihtiyaç yakın illerle sağlanmaktadır. Siyasal yaşamda da yer alan kadınlarımızın oranının yetersiz olduğu açıktır. Ulu önder Atatürk’ün savaş şartlarında dahi kadınlara verdiği önemi günümüzde gösteremeyişimiz üzüntü ve kaygı vericidir.  Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki kadın milletvekili oranı ile günümüzü karşılaştırdığımızda çağdaş demokrasi anlayışından uzak olduğumuz görülmektedir. Tüm siyasal partilerin kadın adaylar konusunda hassas davranmadığı ortadadır. Siyasete katılımda kadın-erkek eşitliği için siyasi partiler ve seçim yasalarında değişiklik yapılması kaçınılmazdır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kadınlarımızın elde ettikleri seçme ve seçilme hakkı geçen yıllarda sayısal güçlerini ve oranlarını kaybederek geri düştüler. Kadınlarımızın bir başka önemli sorunu ise kadına karşı şiddettir. Halen kadınlara yönelik şiddetin halan artarak devam ediyor olması bir an önce gerekli önlemlerin alınmasını gerekli hale getirmiştir. Kanunlarda yapılacak değişiklerin biran önce yapılması ve uygulamaya sokulması gerekmektedir. Sorunun çözümü için kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir. Şiddetle mücadele eden kadın örgütlerinin yaptığı araştırmalarda Türkiye’de kadınların yüzde 39’unun fiziksel şiddet gördüğünü, kadınların yüzde 95’inin ise gördüğü şiddeti kimseyle paylaşamadığını ortaya koymaktadır. Aslında en fazla şiddet, kırsal kesimde, köylerde değil, köy ve kasabasından kente göçmüş ama bu modern hayata kadın kadar adapte olamamış erkeklerden geliyor. Kırsal kesimde kadın geleneksel yapının dışına çıkamadığından haksızlığa uğrasa tepkilerini gösterememektedir. Uzmanlar, modern yaşam biçimine uyum sağlamakta zorluk çeken erkeğin kadına yönelik şiddet uyguladığını belirtiyor. Şiddet gören kadınların korunması devletin sorumluluğundadır. Özellikle son yıllarda bu alandaki gelişmelerin varlığı bizleri umutlandırsa da yeterli olmadığı açıktır. Kanunlarımızda yer alan diğer tedbirlerin yanında başbakanlığın 2006/17 sayılı çocuk ve kadınlara yönelik şiddet hareketleriyle töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi için alınacak tedbirler genelgesinin uygulamasında kamu kurum ve kuruluşlarına çok önemli görevler düşmesine rağmen çok önemli aksaklıklar bulunduğu açıktır. Bu tespit sadece bizim değil akademik çevrelerin ve kadın derneklerinin tespitidir. Bu genelgenin eksiksiz uygulanmasını Yalova barosu olarak talep ediyoruz. Devlet kurumları ve seçilmişlerin görevi sorunları tespit etmek değil çözüm getirmektir. Zira kadına karşı şiddetle etkili mücadele ancak devlet kurumlarının ve hükümetlerin kararlılığı, kaynak aktarımı ile başta kadın örgütlerinin mücadelesi olmak üzere diğer sivil toplum örgütlerinin mücadelesi ile mümkün olacaktır.    Cumhuriyetimizin teminatlarından olan kadınlarımızın iş hayatı, sosyal hayat ve siyasetin içinde olması modern Türkiye’nin simgesi olduğu unutulmamalıdır. Atatürk, çağdaş bir düşüncenin ürünü olarak kadının toplumdaki yerini belirlemiştir. Bizlere düşen görev ise kadınların toplumdaki yerini daha da pekiştirmek ve geliştirmektedir Atatürk toplumumuza yaptığı diğer hizmetleri bir kenara bıraksak bile sadece kadınları akla ve vicdana aykırı bir durumdan kurtarma yolundaki düşünceleri ve başarılarıyla, Türk tarihinde olduğu gibi, insanlık tarihinde de şerefli bir yerin sahibi olurdu. Hindistan kadınlar birliği, Atatürk’ün ölümü üzerine kasım1938’de, yayınladığı bildiride o’nu, “kadın haklarının tarih boyunca gelmiş en büyük savunucularından biri” ilân etmişti” .bizimde bu düşünceye sahip çıkmamız ve kadınlarımız için çok daha fazla gayret sarf etmemiz gerekmektedir. Çünkü biz ülke olarak bağımsızlığımızı kadın ve erkek olarak birlikte kazandık.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL