TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 214.957
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.012
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 53
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 4.194
Zeynep DAĞDEVİRENOĞLU

İRONİK BİR YAZI

Çarşamba gününden beri hastanedeyiz. Bu sefer ziyaretçi değil hasta olarak geldik ve farklı bir bakış açısıyla ortalığı incelemeye başladım. Eşim rahatsız yatıyor, ben de ortalıkta dolaşıyorum. Önce tasarım harikası hasta..

İRONİK BİR YAZI

Çarşamba gününden beri hastanedeyiz. Bu sefer ziyaretçi değil hasta olarak geldik ve farklı bir bakış açısıyla ortalığı incelemeye başladım. Eşim rahatsız yatıyor, ben de ortalıkta dolaşıyorum.

Önce tasarım harikası hasta odalarından bahsetmek istiyorum. Bu kadar fonksiyonel, bu kadar hastaların rahatı düşünülerek tasarlanmış oda az bulunur. Odada bir yatak yatağın yanında gerektiğinde refakatçi yatsın diye açılan bir koltuk var. Hasta yatağının başucuna yakın bir yerde oda telefonu var. Odanın içinde bir tuvalet ve eşya koymak için bir dolap var. Tasarımın harikalığı şurada başlıyor, bütün bunlar her odada olması gerekenler zaten. Diyelim ki odada bulunan telefon çaldı ve hasta yalnız. Telefonu açmak isterse yatağında önce bir doğrulması sonra da oturması lazım telefona yetişebilmek için. Çünkü telefon yataktan yaklaşık 25 cm arkada kalıyor, yani elinizi atınca ulaşamıyorsunuz. E tabi hep yat olmaz hareket lazım, o bakımdan böyle yapmışlar. Gece olup da refakatçi yatmak istese açılan koltuk hasta yatağı ile tuvalet kapısı arasını boylu boyunca kaplıyor. Kapı dışarı açıldığından ancak yarım açıp girebilir girmek isteyen. Ve tabi hasta gece sıkışır da kalkmak isterse yatağının tuvalete uzak olan tarafından kalkacak ve dolaşıp yarım açılan kapıdan akrobatik hareketler yaparak içeri girip ihtiyacını görecek. Tamamen hastaları hareketlendirmeye yönelik işlevsel odalar. Ameliyat, kırık kalça, kalp krizi, her derde deva.
Servis koridorları çocukların koşması için gayet müsait. İçeride hastalar acılarıyla baş başa kalmışken ziyaretçilerin çocukları koridorları bir baştan diğer başa koşarak kısa mesafe koşu çalışmaları yapabilirler. Ne malum belki ileride atletizm de yüzümüzü güldürecek sporcular bu hastane koridorlarında keşfedilecek. Ya da, koridor akustiği hiç fena değil, çeşitli ses denemeleri yapılabilir. Bağırmak, ses nasıl yankılanıyor denemek çok eğlenceli. Eskiden hastanelerin her yerinde beyaz kep giymiş parmağını dudaklarına götürüp “şişşt” diyen bir hemşire resmi vardı. Artık yok da herkes rahat rahat konuşup ses denemeleri yapabiliyor.
Cep telefonlarını da sessize almak zorunda değilsiniz. Hele ilk çalışta açmak gibi bir durum hiç söz konusu değil. O kadar çok melodi dinledim ki bazıları gayet hoş. Hatta telefon sahipleri konuşmalarını bitirince gidip olayla ilgili yorum yapmak bile mümkün, konuşanlar kendi ses ayarlarını da yapmıyorlar her şeye kulak misafiri oluyorsunuz. Ben apaçi müziği çalan telefonları neşeli buldum.
Biraz da poliklinikerden bahsetmem lazım. Hangi hastaneye giderseniz gidin Yalova gibi bir yerde mutlaka bir tanıdık çıkar karşınıza. İş bir “geçmiş olsun” diyerek sonlanmaz. Size sorarlar hemen “hayrola neyin var?” diye. İnsan biraz dikkatliyse hangi doktora ait bölümde beklendiğini görüp anlar zaten. Yoksa nedir yani ben derdimi doktora değil de sana anlatsam reçeteyi sen mi yazacaksın? Hele kadın doğum ve üroloji biraz da mahrem görülen bölümler olduğundan ne cevap verebilirsiniz ki? “kontrole geldim” deseniz yine soracaklar “hayırdır neyin vardı ki?” diye. Yani kaçış yok illa bir şey olması lazım, bilmezse çatlar soran kişi. Sormayın kardeşim anlatmak isteyen zaten anlatıyor siz istemeseniz de. Ben hastaneye gittiğim zaman kendimi hiç iyi hissetmem bu çok normal çünkü hasta olduğum için gitmişimdir. Migrenim tutmuştur, astımım depreşmiştir, grip olmuşumdur vs… kısaca doktordan başka kimseyle konuşacak halim yoktur.
Bütün bu anlattıklarımı bir gözden geçirdikten sonra, şimdi yazdıklarım ironik olmayacak. Zaten müthiş saygı duyduğum iki meslekten biri olan doktorluğu ve dolayısıyla hastane personelini bir kez daha takdir ediyorum. Doktorlar, hemşireler, kat görevlileri bütün bu saçmalıkların arasında işlerini öyle güler yüzle yapıyorlar ki. İnsan hayatının ince bir çizgi üzerinde olduğu hastanelerde çalışan bütün personele kolay gelsin diyorum.
Biz bir süre daha buradayız. Bugün bu katta bir bebek doğdu. 14 Mart Tıp Bayramı olduğu için adını “Tıp” koydular mı bilmem ama sağlıklı, mutlu, analı, babalı büyüyen bir çocuk olsun.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL