TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 225.064
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.904
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 62
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 4.143
Uncategorized

HAYDİ HAREKETE GEÇ!!

HAYDİ HAREKETE GEÇ! Yalova’da işsizlik sorunu çözüldü. Gençler iş için başka şehirlere göç etmek yerine Yalova’da kolayca iş bulabiliyor. Emekliler mutlu mesut yaşıyor. Devlet hastanesi öylesine hizmet veriyor ki, hasta kalmadığından..

HAYDİ HAREKETE GEÇ!!

HAYDİ HAREKETE GEÇ! Yalova’da işsizlik sorunu çözüldü. Gençler iş için başka şehirlere göç etmek yerine Yalova’da kolayca iş bulabiliyor. Emekliler mutlu mesut yaşıyor. Devlet hastanesi öylesine hizmet veriyor ki, hasta kalmadığından özel hastaneler kepenk kapatmak zorunda kaldı. Siparişlerini yetiştiremeyen esnaflar aylar sonrasına gün veriyor. Çarşı pazara bolluk bereket yağıyor. Bütün binalarımız depreme karşı güçlendirildi. Amerikalılar örnek almak için altyapımızı ve metro sistemimizi incelemek üzere kentimize heyet gönderdi. 10’nuncu 5 yıldızlı otel dün hizmete girdi. Mahalleli rengini beğenmedi diye sokak tabelalarının direkleri pembeye çevrildi. İl Genel Meclisi’nde kendi grubuyla ters düşen Başkan, görevlerinden ve partisinden istifa etti…Diyebilmeyi hepimiz çok isterdik.  Çok isterdik ama elimize geçen tarihi fırsatları hiçbir zaman değerlendirmedik. Beş yıl görev verdiğimiz ama başarılı bulmadığımız birini, sırf Ankara’dan iktidar desteği olduğu için diğeriyle değiştirdik. O da yüzüne gözüne bulaştırınca yeniden eskisini getirdik. Ne değişti; koca bir hiç.Peki Yalova’da durum böyle de Ankara’da farklı mı? Koalisyon hükümetleri dönemini eleştiren ancak o dönemde alınan tedbirlerin ve çekilen çilelerin kaymağını yiyen bir hükümet, 2 dönemdir hem de tek başına iktidarda. İşsizlik çözüldü mü? Hayır. Geçim sıkıntısı sona erdi mi? Hayır. Sanayi de, teknoloji de, üretimde, sağlıkta, eğitimde, insan haklarında, eşitlikte özgürlükte ilerleme kaydedildi mi? Hayır. Peki ne oldu? Tüm bunlar bir yana bizi biz yapan değerler bir bir yok edilmek isteniyor. Bu toprağı vatan yapan, üzerinde yaşanır kılan Atatürk devrimleri, Cumhuriyet kazanımları gün be gün erozyona uğratılıyor, bir kenara bırakılmaya çalışılıyor. Açılım adı altında komşu komşuya, kardeş kardeşe uzaklaştırılıyor, yabancılaştırılıyor, ötekileştiriliyor. Sözde demokratikleşme maskesiyle (düşmanlarımızı durup düşünmeye sevk eden) kahraman ordumuz güçsüzleştiriliyor, yargının bağımsızlığı elinden alınıyor, Atatürkçü aydınların bazıları hapislere atılıp diğerleri de bu vasıtayla sindirilip susturulmak isteniyor. Ülkeyi bölüp parçalamak isteyenlere cesaret, “Allah’ın verdiği canı Allah alır” ilkesiyle hiçte hak etmediği halde yaşamasına izin verdiğimiz bebek katiline, “Benim cezamı ev hapsine çevirin, yoksa ateşkes sona erer” diyerek yine kan akmasına, masum bebekleri öldürmesine zemin sağlanıyor. Ankara’nın ötesinde ise pek çok yerde devletin varlığının hissedilmesine engel olunup, çaresiz vatandaşlar terör örgütlerinin, para ve toprak babası ağaların, şıh ve şeyhlerin insafına terk ediliyor. Habur’dan alkış, statlardan ıslık, maden ocaklarında ağıt, parçalanmış ailelerden çocuk ve çaresiz kadınların, kapanan işyerlerinden çaresizlik, emeklilerden bıkkınlık, işsizlerden umutsuzluk, çarşı pazardan yandık ve ne yazıktır ki cezaevlerinin önlerinden haksız olarak salınanlardan ve onları halaylarla karşılayanlardan sevinç, cezaevlerinin içinden ise haksızlığa isyan feryatları yükseliyor. Yumurta atan öğrenciler gazla, tazyikli suyla, copla hizaya getiriliyor, Tekel işçileri kaçan Yunan askerlerinin denize dökülmesi misali buz gibi sulara atılıyor ve sindiriliyor. Sanata ucube, hakkını arayan çiftçiye ‘Ananı da alda öyle git’, sivil toplum örgütlerine ‘Ya taraf ol ya da bertaraf’ denilebiliniyor. Tribünlerde ıslıkçı, devlet dairelerinde fişleme adı altında Atatürkçü avına çıkılıyor.Peki bütün bunlar olup biterken Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eşbaşkanı, Araplar’a göre yılın adamı, Atlantik ötesinin veliahtı, sözüm ona darbe düzenine son verdiklerini iddia eden ancak kendisi bizzat bir darbenin ürünü olan siyasi oluşumun lideri Recep Bey kadar, hepimiz bu duruma susup seyirci kalarak bütün bu kötü gidişin sorumluluğuna ortak olduğumuzun farkında mıyız?Bizi bölmelerine daha ne kadar izin vereceksiniz? Bizi birbirimize ötekileştirmelerine daha ne kadar seyirci kalacaksınız? Cumhuriyetin değerlerinin yok edilmesine daha ne kadar kayıtsız kalacaksınız? İşsizliğe, geçim derdine, eşit olmayan gelir dağılımına, haksız yere hapse atılmalara ve salıverilmelere, hastane kuyruklarında beklemeye, üniversite yıllarında yerlerde sürüklenmeye, emeklilikte rahat yüzü görmeden ölmeye daha ne kadar kader diyeceksiniz. Çözüm…Çözüm çok basit. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Farkında değil misiniz? Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından bu güzel ülkeyi bölmek parçalamak, çağdaş bir şekilde yönetilmesi yerine kendi karanlık yönetim anlayışlarını getirmek isteyenlerin ortak tehlike olarak gördükleri ve yok etmeye çalıştıkları, KEMALİZM’den başkası değildir.Bizi biz yapan ve bu günlere taşıyan ve yarınlara da götürebilecek olan da yine Atatürkçülük’tür.Cumhuriyetçiliği, milliyetçiliği, devletçiliği, halkçılığı, laikliği, devrimciliği yeniden tanımlamaya, içlerini birilerinin işine geldiği gibi doldurmaya gerek yok. Bizi biz yapan Atatürk’ün 6 okuna sahip çıkmak yeterlidir. Bir fırsat daha kapımızda. Çok yakında sandık bir kez daha önümüze gelecek. Unutmayın ki Atatürk tek başına Samsun’a çıkmasaydı, kurtuluş mücadelesi başlayamazdı. Urfalı Şehmus, Trabzonlu Dursun, Muğlalı Ayşe, Antalyalı Ahmet, Erzurumlu Fidan, İstanbul’u Ali tek başlarına harekete geçip, binlerle birlikte tek beden gibi hareket etmeselerdi, Kurtuluş Savaşı kazanılamazdı.Bizi biz yapan değerler için, bugünümüz ve çocuklarımızın yarınları için harekete geç! Durma harekete geç!Yarın çok geç olabilir, bugünden harekete geç!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL