TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 224.192
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.809
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.917
Zeynep DAĞDEVİRENOĞLU

GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM

  Neresinden başlayayım, hangisini anlatayım bilmiyorum. Şöyle ortaya karışık bir şeyler yapsam belki dönemi özetler. Seçimler oldu, seçilen seçildi, görevinin başına geldi, seçilemeyen sessizliğini korudu. Kimi memnun, kimi değil. Gel..

GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM

 

Neresinden başlayayım, hangisini anlatayım bilmiyorum. Şöyle ortaya karışık bir şeyler yapsam belki dönemi özetler.

Seçimler oldu, seçilen seçildi, görevinin başına geldi, seçilemeyen sessizliğini korudu. Kimi memnun, kimi değil. Gel gör ki, insanlar o kadar sığ düşünüyorlar, o kadar tuhaf yorumlar yapıyorlar ki, çok ciddiyim, anlamıyorum. Her gün bilgisayarın başına oturup bütün yerel haberleri ve onlara yapılan yorumları okuyorum. Arkadaşlarımın durum güncellemeleri oluyor, bakıyorum. İçlerinden en tuhafıma gidenleri aktarayım:

Geçtiğimiz günlerde 24 saatlik bir su kesintisi yaşadık. Bence de astarı yüzünden pahalıya geldi, çünkü herkes haddinden fazla su depoladı, sonra bunu ziyan etti. İşin o kısmı başka bir konudur ama, su kesintisi haberini veren yerel haberlere yapılan yorumlardan çıkarttığım sonuç şudur, Vefa Salman barajın başına geçip bütün suyu içti. İklim değişikliği, kuraklık, zamanında su tankerlerle satılmış, hepsi hikaye. Bütün suç başkanda. Sen al eline pipeti, git barajın başına otur, lıkır lıkır iç bitir bütün suyu. Olacak iş değil.

Sonra Yalova pislikten geçilmiyor, çöpler toplanmıyor diye bir söylenti vardı galiba hala da var. Eh bir nebze doğruluk payı var, daha önce ben de değindim bu konuya. Ancak gözümle gördüğüm bazı şeyler de var. İnsanlar belli saatlerde poşetler dolusu çöpü kutunun içine değil yanına, sağına, soluna bırakıp sonra o çöplerin yanında fotoğraf çektirip, “Yalova çöp içinde” diye sosyal medyada paylaştı, ki bu gerçekten çok insafsız bir durumdu. Araba park ederken devirdikleri çöp kutularını kaldırmayıp ortalığa saçılan çöplere “ay belediye hiç çalışmıyor” diyenler de var, gördüm. Nüfus yaz aylarında arttıkça, memleket mazbut, lakin ahali … olunca çok af edersiniz temizlik ekipleri ne yapsın? Sokak süpüren elemanlar hiçbir şekilde kirletme hızına yetişemiyorlar.

Önceki dönemde Belediyenin hizmet masalarına online dilekçe yazdığım zaman 24 saat içinde olumlu ya da olumsuz bir cevap alırdım. Yeni dönemde değil online, gerçek dilekçe bile versem kimseden bir cevap gelmiyor. Bana kalırsa bu yönetimin ciddi bir eksisidir. Bence Şeffaf Oda’da pek işe yarayan bir yöntem değil. Neyse…

Her yıl aynı zamanda biz sahilde oturanları bir süre için evlerine hapseden bir doğa olayı yaşarız. Dipten kopup gelen yosunlar kıyıda birikir, çürümeye başladıklarında çok fena kokarlar. Rüzgarın yönüne göre de evlerin içine kadar dolar o koku. Sahil yosundan temizliğinde koku kalkar. Bu yıl ne kadar temizlense de bitmeyen bir koku var. Hoş biz galiba alıştık bana koku gelmiyor artık ama, arkadaşlarımdan duyuyorum, sahile indiklerinde çok fena koktuğunu söylüyorlar. Konuyla ilgili Sayın Arif Ekim’in çok güzel bir yazısı vardı. Yosunların dipten kopup gelmesi bir doğa olayı, ama siz kopan o yosunların akıntıyla dağılmasını engeller, bir yere sıkışıp birikmesini sağlayacak bir durum yaratırsanız yapacak bir şey de yok. Dere ağzına yapılan mendirek tek suçlusu olmasa da, yapılmasa daha iyiydi. Yani sanıldığı gibi Vefa Salman gizli gizli yosun çağırma seansı yapıp halkı kokuya boğmuyor.

Dere ağzı demişken, ailecek hayvanlara merakımız çoktur. Derenin hangi tarafında olursak olalım köprüde şöyle bir 15 dakika kadar durur dereye bakardık. Bakardık diyorum çünkü artık bakacak bir şey yok. Eskiden yılan, kurbağa, tosbağa, balık, ördek hatta bazen fare görürdük. Aramızda yarışır, kim ilk yılanı görecek, kim kaç tane tosbağa sayacak diye mutlu olurduk. Çünkü bilirdik ki, bu hayvanları derenin içinde gördüğümüz sürece orada hayat vardı. Sonra dere ıslah çalışmaları başladı, dip tarandı, çamur çekildi. İşin anlayanı değilim, yanlış bir şey söylemek istemem, ama kış uykusuna yatmış bütün hayvanlar ve yumurtaları telef oldu. Ördekleri de birileri yedi herhalde. Bu sene mi? Dere leş gibi ve çirkin bir renkte gözüküyor. İçinde tek tük kurbağa, birkaç da tosbağa gördük. Balıklar bile o kadar az gözüküyor ki. Şehrin tam ortasından geçen iğrenç bir görüntü. Değil kenarına ışıklandırma yapmak, heykel koymak hiç bir şey o görüntüyü düzeltemez. Neyse…

Ha bir de trafik sorunu var. Hadi bisiklet yolundaki dubalar kaldırıldı diye araçlar park yasağına rağmen oralara park ediyorlar. Peki bisiklet yolu olmayıp da park yasağı olan yerlerde hem de çift sıra parka ne diyeceksiniz? Geçenlerde bir caddede trafikte sıkıştık, tam önümüzde bir afiş var Cumhuriyet Caddesinde hangi tarihten itibaren ve hangi saatler arasında park yasağı yapılacağına dair. Saat serbest saat değildi bilin bakalım trafik neden sıkıştı? Ah Vefa Salman ah. Hepsi senden ötürü. Ama trafikçilerin hakkını yemeyeyim, geçenlerde Fatih Caddesinin başında büyük bir şevkle cezaları arabaların camlarına koyarken gördüm, takdir ettim. Sanırım bu sezon içinde ilk ve tek görüşüm olacaktır bu eylem.

Son olarak da geçen gün Roman Mahallesinden dolmuşa bindim. Vatandaşlar aralarında konuşuyorlar “bu Yalova’dan bir şeycik olmaz” diye. Hurdacıların ve kağıt toplayanların depo olarak kullandıkları arsaların boşaltılmasını onlara başka bir yer gösterilmesini istiyorlardı. Ne diyeyim haklılardı.

Şunun şurasında Vefa Salman göreve geleli birkaç ay oldu, sanki önceden her şey güllük gülistanlıktı da, her sorun ona yıkılır oldu. Bütün yazdıklarım bu yaz Yalova’nın ana gündem maddeleriydi. Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, önceden farklı mıydı? Her şey son 3 ayda mı bozuldu?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL