KENTSEL DÖNÜŞÜM 2

 

Tahliye ve Yıktırma Süreci
Bir yapının riskli yapı statüsü alması, yasaya göre tahliye ve yıkımını gerektirmektedir. Riskli yapıların yıktırılması için öncelikle malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi gerekmektedir. Anlaşma içersinde binada oturan mal sahiplerine kira yardımı dahi yapılabileceğine dair hükümler yer alabilecektir. Yıkım işlemlerine başlanmadan önce, maliklere altmış günden az olmamak üzere yıkım için süre verilecek, bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligat yapılacaktır. Yine önemle belirtmek isterim ki, yapılan iş ve işlemlere ilişkin olarak adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde belirtilen adreslere yapılan tebligat, muhataplarına yapılmış sayılacaktır.
Verilen bu süre içinde de yapı, maliklerince yıktırılmaz ise, bu yapıların tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mülki amirler tarafından yaptırılacaktır. Yıkım masrafları yapı sahiplerinden daha sonra tahsil edilecektir. Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlar, tapu kütüğünde malikleri adına payları oranında tescil edilecektir.
Binanın riskli yapı olarak tespit işlemi, riskli yapının tahliye işlemi ve yıkım işlemi gibi işlemlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde, yapı malikleri tarafından, idare mahkemelerinde dava açılabilecektir. Ancak mahkemeler, bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar veremeyeceklerdir. Bu durum, yasanın getirdiği en vahim hatadır. Büyük hak kayıplarına neden olabilecektir.
Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar için, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretler tahsil edilmeyecektir. Ayrıca, yıkımı yapılan binaların yerine yeni yapı yapılırken yapı sahiplerine kredi desteği de sağlanabilecektir. Bu Kanun uyarınca yapılan iş ve işlemlere ilişkin olarak adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde belirtilen adreslere yapılan tebligat, muhataplarına yapılmış sayılacaktır.

Kısacası, bu Kanunun uygulanması sırasında, riskli alanlar ve riskli yapılar konusunda kamusal nitelikli hiçbir koruma olanağı kalmamaktadır. Bakanlık, TOKİ ve belediyeler, riskli alanlar ve riskli yapıların yıkılması ve yeniden yapılması konusunda hemen hemen hiçbir kısıtlamaya tabi olmayacaktır.

Görünen o ki, Anayasal mülkiyet hakkı ve Anayasa ile koruma altına alınan birçok kamusal hak ve yarar, bu yasa yapılırken dikkate alınmamıştır. Bu nedenle, yasanın uygulanması sırasında çok sayıda sorunun yaşanabileceğini açıktır. Tabi ki çıkartılacak yönetmeliklerle belirsizliklerin giderilmesi mümkün olabilir. Bakanlığa, TOKİ’ye ve belediyelere tanınan yetkilerin kötüye kullanılmamasını umuyor, yasaların uygulayıcılar elinde anlam ve değer kazanacağını hatırlatıyoruz.

Exit mobile version