TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 224.192
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.809
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.917
Zeynep DAĞDEVİRENOĞLU

FİİLİ MEÇHUL

Ben asker kızıyım. Babam, büyükbabam, babamın dedesi, dayım, kuzenim, eniştem, ailede yakın akrabalarımın çoğu asker. Durum böyle olunca hayatımın bir dönemi askerler ve onların çocuklarıyla birlikte geçti. Babam ve büyükbabam..

FİİLİ MEÇHUL

Ben asker kızıyım. Babam, büyükbabam, babamın dedesi, dayım, kuzenim, eniştem, ailede yakın akrabalarımın çoğu asker. Durum böyle olunca hayatımın bir dönemi askerler ve onların çocuklarıyla birlikte geçti. Babam ve büyükbabam Heybeliada’da büyümüş, Deniz Harp Okuluna gitmişler. 20’li yaşlarımın ortalarına kadar Heybeliada benim tatil merkezim oldu. Hani bir espri var ya “Senin kütük neresi kardeşim?” işte benim kütükte Adalar yazıyor. Her beş arkadaşımdan dördü subay çocuğu ya da yakınıydı Heybeliada’da.

Bizler pek çok çocuğun aksine üniforma korkusu olmayan çocuklar olarak büyüdük. Kimse bize “Bak uslu dur, polis alır seni”, “Heyy askerler geçiyor, şimdi sana kızacaklar” demedi. Hatta “Uslu durmazsan doktor sana iğne yapacak” da demedi. Biz, üniformalıların çocukları olarak, onların korkulacak insanlar olmadığını bilerek büyüdük doğal olarak.

“Askerlikte mantık olmaz” kuralı bazen bizlerin evlerinde de geçerli oldu. Çok disiplinli, doğru, saygılı, kurallara uyan insanlar olduk. “Kurallar uyulmak için vardır” lafını hiç unutmadık. Şartları zorlamadık aykırı olmak uğruna.

Gençlik yıllarımda askeri tesislerden faydalanırken ilginç şeyler yaşadık arkadaşlarımızla. Sakal, bıyık ve uzun saçla bu tesislere girmek yasak olduğu için, biz, asker çocuğu olan ve yeni çıkmaya başlamış sakalını kesmek istemeyen arkadaşımız için o tesislere girmedik. Kapıdaki nöbetçi askere “Benim babam kim sen biliyor musun? Beni içeri almazsan askerliğini yakarım” demedik hiç. Çünkü oraya bir giriş kuralı vardı ve ona uymak gerekiyordu. Ya da bu tesislere yazlık yer bile olsa kızların taytla girmesi yasaktı zamanında. Mantıksız olabilir, ama girmezdik. Ordu evlerine türbanla girmeye kalkan bir takım insanların yaptığını yapmazdık. Çünkü asker babalarımızdan kuralların düzen sağlamak için konulduğunu öğrenmiştik. Israrcı olmak çok saçmaydı.

Bizlerin çoğu aylarca babalarını görmeden büyümüştür. Babalarımız vazifelerinin başında vatanımızı korurken, evlat gibi gördükleri Mehmetçiklerini yetiştirirken, bizler gururla koyduk başımızı yastığa her gece.

Bilir misiniz? Bir askere inandığının dışında bir şey yaptıramazsınız. O, senelerce aldığı eğitimin, disiplinin sonucunda gözünü kırpmadan canını verecek kadar cesurdur. Her mesleğin içinde çürük vardır, bu kabul edilebilir bir gerçektir. Ancak askerlik buna izin verecek yapıda bir sistem değildir. Yanlış olan kendiliğinden çıkar gider, barınamaz.

Bugünlerde süren askerlere yönelik davada içim sızlıyor. Çok değerli komutanlar onlar, gerek emekli, gerekse muvazzaf olsun. Bir kısmını tanıyorum uzaktan da olsa, çocuklarıyla selamlaşmışlığım var. Deniz Lisesi Komutanı olduğu dönemden biliyorum birini, yaptıklarını, ne kadar aydın biri olduğunu. Çok değerli beyinler onlar.

Kendilerini savunamadan konuldular bir odacığa. Farkında mısınız?

Bugünlerde sırf seslerini duyurmak, haksızlığa boyun eğmek istemedikleri için televizyona çıkan asker eşleri ne kadar düzgün, ne kadar aklı başında kadınlar! Bağırıp çağırmadan, sessizce anlatıyorlar dertlerini. Çok sadeler, hiç biri bayram şekeri gibi rengarenk değil. Eşleri kadar değerliler, “Her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır” sözünü doğrularcasına. Gururla bakıyorlar kameralara ve sonuna kadar eşlerinin yanında olduklarını hissettiriyorlar. Ön planda olan kendileri değil, eşleri. Bir tanesi de diyor ki: “Faili değil, fiili meçhul dava bizimkisi”. Ne kadar doğru.

Üniforma korkusu olan zihniyetin eseri bu dava. Bir devletin kendi eliyle yetiştirdiği, donattığı insanları “Yok olmadı, siz hatalısınız, hadi bakalım çekin cezanızı” diyecek kadar boş bir zihniyetin eseri bu dava. Hepsi amiral, general rütbesine gelmiş, bir kısmı emekli olmuş, şimdi mi anlaşıldı hatalı oldukları? Sadece gülerim buna.

Biz asker çocukları üç sihirli kelimeyle büyürüz doğduğumuz andan itibaren: Vatan, Bayrak, Atatürk.

Oğlum 4,5 yaşında anaokuluna giderken, 10 Kasım´ı anlatan bir belgesel izlettirmişler. Benimki salya sümük ağlamaya başlamış bütün arkadaşlarının içinde. Öğretmeni sormuş “Ne oldu yavrum, neden ağlıyorsun?” Oğlumun cevabı: “Ben Atatürk’ü çok seviyorum, keşke ölmeseydi, ona teşekkür etmek isterdim, bugün burada olduğum için. Onunla tanışamayacağım için ağlıyorum.”

Fazla söze gerek var mı artık? Anlayan anladı demekten başka…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL