TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 224.192
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.809
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.917
Zeynep DAĞDEVİRENOĞLU

DAN DİRİ DAN DAN ÇEKİLİN YOLDAN

Oldum olası el şakasından hoşlanmam. Konuşurken karşısındaki insanın eline, koluna dokunan, dürten insanlardan da uzak dururum. Mümkünse el sıkışmayayım, kimseyi de “aa ne haber” diyerek öpmeyeyim. Obsesif miyim? Hayır değilim,..

DAN DİRİ DAN DAN ÇEKİLİN YOLDAN

Oldum olası el şakasından hoşlanmam. Konuşurken karşısındaki insanın eline, koluna dokunan, dürten insanlardan da uzak dururum. Mümkünse el sıkışmayayım, kimseyi de “aa ne haber” diyerek öpmeyeyim.

Obsesif miyim? Hayır değilim, sadece temastan hoşlanmıyorum. İşte olay da burada başlıyor.
Bir şeyden ne kadar kaçarsanız gelir sizi bulur ya, anlatıyorum. Bakalım kaç kişi bu durumu daha önce fark etmiş ya da bundan sonra fark edecek?
Siz hiç dikkat ettiniz mi? Sokakta kaldırımda karşılaşıp hal hatır soran insanlar o kaldırımın hep en dar yerinde dururlar. Yanlarından geçmek için değmek zorunda kalırsınız. Fatih Caddesinde oldukça geniş kaldırımlar var, bazı yerlerde ortada ağaç ya da başka bir süs sebebiyle daralma olur. İşte buralar sohbet noktalarıdır.
Ya da köprü: Tam ortasında geniş bir seyir yeri vardır. Ama yok, sohbet edilecekse dar olan yerde durulur, gelen geçen ya yola iner, ya kolunuzu, sırtınızı hafif iterek geçer.
Bu arada Belediyemize de bir taş atmadan edemiyorum. Hani bir ara otobüs duraklarında, çeşitli yerlerde boy boy “Kaldırımlarımızı istiyoruz” diyen afişler vardı? Belediyemiz dükkanların kaldırımlarda sergiledikleri ürünleri kaldırtacaktı, böylece bizler özellikle de bazı caddelerde daha rahat yürüyebilecektik. Bana kalırsa belediyemiz bu samimi havadan hoşlanıyor, çünkü ben hala dükkanların dışarıdaki malları yüzünden daralan kaldırımlarda insanlara çarpmak zorunda kalıyorum. Temas engelli biri olarak verilen sözlerin tutulmasını canı gönülden diliyorum.
Alışveriş merkezlerinde durum daha değişik. Yürüyen merdivenin sonuna gelindiğinde pat diye durulur. Sanki bir anda uzaya gelmişiz de, etrafa bir bakalım gibisinden. Arkadan gelenler sıkışır. Ya da tam tersi oradan çıkmak istersiniz merdivenin başı kalabalıktır. Çıksak mı, kalsak mı, nereye gitsek, annenler nasıl, çocuk da ne kadar büyümüş muhabbeti hep burada yapılır.
Kasaya gidersiniz kuyruk vardır. Gayet normal, beklemeye başlarsınız. Arkanıza bir teyze gelir başlar dürtmeye. Bir adım öne gitmeye çalışırsınız, teyze de sizinle. Dayanamayacak bir noktaya gelince “Aferdersin teyze, acaba biraz arkada durabilir misin, burası çok sıkışık oldu da?” dediğinizde sanki hakaret etmişsiniz gibi yüzünüze bakar, uzaklaşmaya çalışır ama yapamaz.
Keza deniz otobüsüne bindiniz. Yerler numaralı, kabul, bazen bulması da zor oluyor. Genellikle oradaki görevliler size yol gösteriyorlar. Öyle yolun ortasında durup, hele de o dimdik merdivenleri bir dağcı maharetiyle tırmandıktan sonra labirente girmiş gibi davranmanın alemi yok. Kenarda durmak, arkadan gelenlerin yolunu kapatmamak diye bir durum var. Ya da o alt tarafı bir saatlik yolculuk boyunca daracık koltuğu sahiplenip “Burası benim, biletim var, yol boyunca ne istersem yaparım burada” edasıyla sağda solda oturan diğer yolcuları rahatsız etmek niye?
Yalova’da çoğu yerde kaldırımlarda gerek tekerlekli sandalye, gerekse bebek arabaları için kolaylık sağlayacak rampalar var. Gel gör ki arabalarını park eden bazı vatandaşlar bu rampaların maksadını hiç anlamış değiller. Tam önünde rampayı kapatacak şekilde park ederek bir anda rampaları kullanmak zorunda olanların hayatını kabusa çevirebiliyorlar. Yaya geçitleri aynı şekilde kapatılıyor. Yaya olarak kaldırımda yürümek için kaldırım kenarındaki bitkilerin üzerinden atlamak zorunda kalıyorsunuz. Genç ve sağlıklı biriyseniz fazla sorun yok, bitkiler yüksek değil. Ama yaşlı, fiziksel engelli, bebek arabalı ya da elinizde bir sürü alış veriş torbası taşıyan biriyseniz işiniz zor.
Çoğumuz bütün bunlardan hiç rahatsız olmayız. Öyle alışmışız çocukluğumuzdan beri. Geniş aileler, akraba ziyaretleri vs. Ufacık evlerimizin içinde başlıyor bu yakınlık durumu.
Ne yalan söyleyeyim ben hoşlanmıyorum. Kendi alanım olsun istiyorum. Kalabalık bir yerde beklemem gerekirse ellerimi belime koyup dirsek genişliğinde boşluk yaratmaya çalışıyorum.
Samimi olmak güzel ama bunu davranışlarımızla, kişiliğimizle yapsak daha güzel.
Şimdi sadece şunu merak ediyorum: Ben çok mu tuhafım? Yoksa pek belli etmeden bu durumlardan hoşnut olmayan başkaları da mı var? Belki “Kişisel Özgürlük Alanımı İstiyorum” adında bir sivil toplum kuruluşu bile kurarız…
Not: Geçen hafta Rüşvet başlıklı yazımda sözü edilen 2nci sınıf öğrencisi sınıf başkanı seçilmiş.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL