TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 118.852
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 905
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 5
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 1.019
Siyaset

CUMHURİYETİMİZİ SOKAKTA BULMADIK

Yalova Milletvekili ve CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, son günlerde yürütülen ‘iki dilli yaşam’, ‘öz savunma gücü’, ‘ayrı bayrak’, ‘demokratik özerklik’ tartışmaları ile ilgili açıklama yaptı. Açıklama şöyle; “Son..

CUMHURİYETİMİZİ SOKAKTA BULMADIK

Yalova Milletvekili ve CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, son günlerde yürütülen ‘iki dilli yaşam’, ‘öz savunma gücü’, ‘ayrı bayrak’, ‘demokratik özerklik’ tartışmaları ile ilgili açıklama yaptı. Açıklama şöyle; “Son günlerde ‘iki dilli yaşam’, ‘öz savunma gücü’, ‘ayrı bayrak’, ‘demokratik özerklik’ başlıkları altında bir tartışma yürütülmektedir. Yürütülen tartışma bir fikir tartışması olmanın çok ötesinde Türkiye’nin geleceğinin nasıl şekillendirilmesiyle yakından ilgilidir. Ayrıca tartışmanın tarafları açısından bakıldığında, Türkiye Cumhuriyetinin üniter bir ulus devlet olduğu gerçeğinin, Anayasal düzenin, baştan aşağı yok sayıldığı görülmektedir. Böylesi bir tartışmanın ülkemizde yaşanan kimlik ve kültürel farklılıklar sorununu çözmeyeceği gibi çözüm yönünde atılan adımların da önünde set olacaktır. Demokratik özerklik başlığı altında iki dil, iki bayrak, öz savunma gücü gibi açıkça Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü yok sayan açıklamalar ve savrulan tehditler, masumane bir fikir tartışması olarak değerlendirilemez. Yürütülen tartışma bir takım aydınların açıklamaları veya tartışması değildir. Çok sayıda örgütlü yapının faaliyetleri niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti devletinin niteliklerini sıralamaktadır. Bu nitelikler o anayasaya, hangi mücadeleler sonucunda konmuş ise ancak aynı şekilde kaldırılabilir. Bu gerçeği herkes iyi anlamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, sokakta bulunmuş, masa başında kurulmuş bir devlet değildir. Doğusundan Batısına, Kuzeyinden Güneyine emperyalist işgal kuvvetlerine karşı verilen bir mücadelenin ürünüdür. Demokrasimizin standartlarının yükseltilmesi noktasında çeşitli kimliklerin ve kültürlerin kendilerini ifade edebilmelerinin önündeki engelleri kaldırmak hepimizin görevidir. Ancak bu alanda yaşanan sorunları ayrışma noktalarına dönüştürmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bugün bu tartışmayı yürütenler kendilerine şu soruyu sormalıdır; birlikte mi, yan yana mı, ayrı mı yaşamak istiyoruz? Türkiye Cumhuriyeti, herkesin etnik ve dini kimliğini saygın kabul ederek bir ulus devlet olmayı daha kuruluşunda benimsemiştir. Karartılmış kavramlarla bu sorunun yanıtı gizlenmemelidir. En ahlaksız yalan, yarısı gizlenen doğrudur. Demokrasilerde herkesin oyu eşit ama sorumlulukları farklıdır. Son günlerde yapılan tartışmalar ve sergilenen eylemler konusunda sorumluluk sahibi Başbakan sessiz kalamaz. Tıpkı Başbakan gibi demokrasiyi tramvaya benzetip, her ulaştığı durağı yetersiz bulan, talep ve eylemlerini sinsice ve amaçlı olarak sürekli artıranlara karşı Sayın Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı konuşurken, Başbakan’ın sessiz kalmasının gerekçesi Habur açılımının ezikliği midir? Aslında gelinen bu süreç, öngörülen bir süreçti. Bu ülkede yalnızca Cumhuriyetin ekonomik birikimlerini değil, milletimizin bütünleşmesini sağlayan toplumsal birikimlerini hovardaca harcayan Sayın Başbakan bu gelişmeleri görememiştir, yada görmek işine gelmemektedir. Hesap kitap yapmadan sadece oy kaygısıyla girilen açılım yolunu, şaşkınlık içinde seyreden bir hükümetle karşı karşıyayız. Türkiye Cumhuriyeti asla bir ırk, etnisite ve kafatası cumhuriyeti değildir. Kürt kökenli yurttaşlarımız bu milletin bir parçası ve birinci sınıf yurttaşlarıdır. Hiçbir Kürt yurttaşımız, ulus-devlet içinde özgür birey olmaktan vazgeçip, Ortadoğu tipi, Baas tipi özgürlüğü olmayan kullara dönüşmeyi tercih etmez. Bu dönüşüme ‘demokratik özerklik’ adının konulması ise işin özünü değiştirmez. Kökeni ne olursa olsun, yurttaşlarımızın aşiret, tarikat, cemaat, mezhep tartışmalarının içinde olması, ülkemizi modern dünyadan ve demokrasiden uzaklaştırır. Cumhuriyeti birlikte kurduğumuz Kürt kökenli kardeşlerimizi, Ortadoğu’nun karanlık ve karmaşık geleceğinin bir parçası haline getirmek isteyenlere karşı bir bütün olmalıyız. Cumhuriyet çatısı altında yaşamak ülkenin bütün insanlarının yararınadır. Bu gidişin sorumlusu, terör tehdidine rağmen bütün Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını alamayan bu taleplerin sahipleri olduğu kadar, onlarla gizli kapaklı görüşmeler yapan, ‘hükümet görüşmüyor, devlet görüşüyor’ diyen Başbakanın kendisi olduğu açıktır.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL