Uncategorized

ÇEVRECİ YAZAR ARİF EKİM’DEN İTİRAZ VE ÖNERİLER

ÇEVKO eski başkanı ve Yazar Arif Ekim, İzmit Körfez Köprüsü ve İstanbul-İzmir Otoyol projesi ile ilgili özellikle Körfez ve Yalova’yı ilgilendiren hususlarda yaptığı itirazları ve önerilerini açıkladı. Arif Ekim’in itiraz..

ÇEVRECİ YAZAR ARİF EKİM’DEN İTİRAZ VE ÖNERİLER

ÇEVKO eski başkanı ve Yazar Arif Ekim, İzmit Körfez Köprüsü ve İstanbul-İzmir Otoyol projesi ile ilgili özellikle Körfez ve Yalova’yı ilgilendiren hususlarda yaptığı itirazları ve önerilerini açıkladı. Arif Ekim’in itiraz ve önerileri şöyle; “İhale süreci tamamlandıktan hemen sonra, ihaleyi alan konsorsiyum (şirketler topluluğu), köprü ve güzergahın geçeceği bölgelerde bir dizi “Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED)” toplantısı yaptı. Bunlardan biri de, 31 Ocak 2010 günü Yalova, Kılıç Köyünde düzenlenmiştir. Toplantının saat 18.00’de, yani mesai saatleri dışında düzenlenmesi de, sanırım Karayolları adına toplantıya katılan şahısların resmen sorumlu tutulmamaları için bulunmuş ve toplantıya da “yarı resmi” bir görüntü vermek için gerekli görülmüş; dikkatimizden kaçmış değildir. Şirketler topluluğunun sunumundan sonra yaptığımız konuşmada da belirttiğimiz gibi, söz konusu toplantı, ilgili kanun ve yönetmeliklerin emrettiği resmi bir ÇED toplantısı değildir, olması da mümkün değildir. Çevre Bakanlığı tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmemiş, tek bir sorumlu resmi görevlinin yer almadığı böylesi bir toplantı, olsa olsa, kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirilebilir. Dahası, bu toplantıların esas amacı, kuvvetle muhtemeldir ki, yerli ve yabancı finans kuruluşlarından kredi alabilmek için dosyaya ÇED’le ilgili bir şeyler ekleme zaruretinden doğmuştur. Bu eleştirimizi yaptığımızda, taraflardan herhangi bir ciddi itiraz gelmemesi de kayda değer… Bahse konu toplantıda yaptığımız konuşmada proje konusunda yaptığımız itiraz ve önerilerimizi, kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine bir kez daha sunuyorum: 1. Aynı günler içinde Danıştay, 1993 öncesinde projelendirilmiş, tahayyül edilmiş projeleri ÇED kapsamından çıkartan ÇED yönetmelik hükümlerini iptal etmiştir. Bu karar, Başbakanlığın bu proje ile ilgili “ÇED kapsamı dışında tutulacaktır” hükmündeki tebliğini de geçersiz kılmaktadır. Bu çerçevede, yasal zeminde proje ile ilgili ÇED düzenlenmesi gerekliliğinden kaçınılması mümkün değildir. Söz konusu proje için resmi, kanuni ÇED süreci derhal başlatılmalı ve her etabı ile ilgili ayrı ayrı ÇED düzenlenmelidir. Ne hükümet, ne ilgili bakanlıklar, ne de ihaleyi alan şirketler topluluğu bu kanuni zorunluluktan kaçamazlar.2. Projelendirilmiş şekliyle körfez üzerinde inşa edilecek köprünün körfez tabanına oturacak ayaklarının inşaatı, deniz tabanının onlarca metre altına, ana kayaç tabakaya inmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu deniz tabanında yürütülecek kazma sürecinde ortaya çıkacak çamur ve balçığın dağılmadan nasıl alınacağı, nereye transfer edileceği belli değildir. Körfez’in yarı kapalı bir sistem olması, hakim rüzgar yönü ve akıntıları çok iyi bilinmektedir. Binlerce metreküp çamurun körfeze yayılması, değişen rüzgar ve akıntılar da dikkate alınarak, tüm körfezin aşırı kirlenmesine ve kıyılarımızda inanılmaz boyutlarda kirliliğe neden olacaktır. Üstelik, bu çamur ve balçık tabakalar ağır metallerle yüklüdür, yani zehirlidir. Dahası, yakın zaman önce İzmit Körfezi -kirliliği nedeniyle – “hassas bölge” ilan edilmiştir. Konu çok ciddidir ve toplantıda “ne yapacaksınız” diye sorduğumuzda, benzer sorulara olduğu gibi bu sorumuza da, “araştırıyoruz, en iyisini, en az zarar verecek olanı yapacağız” türünden gayrı ciddi cevaplar verilmiştir. Belli ki, ne projeyi yapanlar, ne devletin ilgili kurumları, ne de ihaleyi alan şirketler topluluğu bu konuda hiçbir şey düşünmüş, planlamış değildir. 3. Körfez köprüsü, Kuzey Anadolu Fayı’nın en hareketli ve en sürprizlere gebe kolu üzerinden geçmektedir. Rahmetli Prof. Dr. Aykut Barka, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra bölgede yaptığı incelemelerde, depremde Hersek yöresinde atım miktarını 60 santim olarak hesaplamış ve bölgenin stresini atmadığına, Gölcük’te atımın 4,80 metre, Adapazarı’nda 4,20 metre olduğunun altını çizerek, dikkat çekmişti. 1999 depremleri sonrasında Körfez köprüsünün projesinin yenilendiğini biliyoruz. Ama, yine de risk faktörü küçümsenemez. Bu çerçevede, Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp tarafından İstanbul için düşünülen yüzer köprü projesi üzerinde durulmaması, konunun etüt edilmemiş olması da, tarafımızdan hayretle karşılanmıştır. Vakit varken, tüm dünyada ilgi uyandırdığını bildiğimiz, yüzer köprü projesinin akademik düzeyde ele alınarak Körfez köprüsünde uygulanmasını öneriyoruz… 4. Otoyol, Hersek köyümüzün yerleşim yerinin hemen batı tarafından geçmekte ve viyadük yerine dolgu yol olarak inşaatı düşünülmektedir. Bunun nedeni, Barka’nın işaretlediği fay hattına denk gelmesidir ve dolgu yol olarak projelendirilmesini, sorunu anlıyoruz. Burada proje değiştirilmek ve tasarlanmış güzergahtan en az yüz metre daha batıya doğru uygun bir kavisle kaydırılmak zorunluluğu doğmaktadır. Böylelikle, hem köy yolun gürültü, egzoz gazı vs. zararlarından nispeten daha az etkilenecektir, hem tarihi mezarlık tahrip olmayacaktır, hem de Ramsar / Sulak Alanlar Sözleşmesi kapsamındaki Hersek Gölü (lagünü) otoyol tehdidinden biraz daha sakınılmış olacaktır. 5. Otoyol projesinde dikkat etmemiz gereken bir diğer konu da, yol ve bağlantılarının yapımında ihtiyaç denilerek bölgemizde yeni taşocakları açılacak olmasıdır. 30 civarında taşocağının bu gerekçe ile beklemede olduğunun duyumlarını alıyor, biliyoruz. Toplantıda ifade ettiğimiz önerimizi bir kez daha yineleyelim: Otoyol, Samanlı sıradağlarını oldukça uzun bir tünelle geçecektir. Bu tünelin isabet ettiği yerin jeolojik yapısı, asfalt ve dolgu yapımı için en iyi kalitede malzemeye sahiptir. Tünel inşaatından çıkacak malzeme, otoyol dolgu ve asfaltı için değerlendirilmeli ve proje buna göre hayata geçirilmelidir. Yalova ve hatta Orhangazi geçişi için ihtiyaç duyulan malzeme tünel kazısından çıkacak ve üstelik yeni taşocağı açımına ihtiyaç kalmayacağı için işin maliyeti de düşecektir. Böylelikle de, yeni taş ocakları açılmayarak, ilave orman tahribatına neden olunmayacak, insanımız da bu konuda duyduğu endişelerden uzaklaşacak, yeni bir toplumsal gerginlik yaratılmamış olacaktır. İşin önemi ve belirttiğimiz ciddiyeti nedeniyle, kamuoyunu bir kez daha uyarmakla, ilgilileri, sivil toplum örgütlerini, herkesi bu konuda göreve davet ediyorum… “

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sitemizde yapacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL